Dün koşarken saçları harika görünen bir kadın gördüm el sallayıp saçlarınız harika dedim. Kadın şaşkınlıktan bakakaldı sadece ben yanından koşup geçerken gülümsedi. O kadar ki alışık değiliz birbirimize güzel şeyler söylemeye. Bende koşarken iltifat ettiklerim diye bir tik tok serisi başlatsam nasıl olur diye geçirdim aklımdan. Sonra vazgeçtim. Nedense sosyal medya bana çok yapmacık geliyor etkisi yadsınamayacak kadar büyük ancak benim için yeteri kadar ilgi çekici değil. Belki de ben sosyalleşmekten çok uzağım bilmiyorum. Pms döneminde olduğum için çok duygusal ve aşırı sinirliyim sanki normalde de böyle değilmişim gibi. Gün içerisinde sürekli gözlerim doluyor. Sürekli kafamdan kavga ediyorum. Hayatımda olan kişiyle ayrıldık ama muhtemelen haberi yok. Yüz yüze konuşmak istediğim bir konu olduğunu söyledim ama kabul etmedi. Aslında biz yaklaşık bir aydır ayrıyız da dile dökemedik. Yine de kpss bittikten sonra bana sarılıp kötü de geçse çok emek verdin ben evde yatarken sen çalışmaya devam ediyordun emeğine sağlık canın sağ olsun demesini beklerdim ya da buna benzer şeyler. Garip ağlayacak bir omuz bile vermedi bana. Bende ağlamadım, ağlayacak bir omuz olmadığı için değil çok emek verdiğim için ağlayamadım. İçimde tıkandı bütün emekler...

Dündü sanırım Şebnem Ferah'ın Adana'da konser vereceğine dair bir bildirim geldi bana. Bir heves açtım sonra gidecek kimsem olmadığını fark ettim. Olsun tek başıma giderim dedim içime sinmedi gündüz olsaydı giderdim ama akşam saat 10 da başlayıp gece bitecek konser için tek gitmek bana güven vermedi arabam olmasa da taksiyle gider gelirim diye düşündüm sonra bilete verecek param olmadığını fark ettim. Yani bilet alacak param var ancak bütün param bilet parası ve taksi parası kadardı. Bütün paramı iki saate vermek mantıklı gelmedi. Sonra diyorlar ki her şey para değil :) hı hı değil haklısın kanka. 

Şu an bu satırları neden yazdığımı bilmiyorum. Sanırım gün içerisinde gözüm çok dolduğu için içimi dökmek istedim. Hiç istemeyerek spor yaptım biraz önce güzel değildi iyi de hissetmedim. Şu an rahatlamış bile hissetmiyorum. Kendimi her gün istemediğim şeyleri yaparak geçiriyormuş gibi hissediyorum sanki zoraki yaşıyorum. İttirerek zorlayarak. Umutsuz hissediyorum açıkçası. Geçenlerde her ihtimale karşı severek yapacağım geleceğimi şekillendirmemde yardımcı olacak bir şey bulmam lazım diye düşünüyordum. Çok sevdiğim bir abimle konuşurken reformer pilates eğitmeni olabilirsin dedi. Sporu çok seviyorum ama bana çok yabancı bir dal ayrıca sporu meslek olarak yaparsam sanki soğurmuşum gibi geliyor bana. İlklerde cazip gelse de eğitmen olma fikri asıl istediğimin bu olmadığımı hissediyorum içime sinmedi çünkü. Sonuç olarak hala ne yapacağımı bilmiyorum. Yapacağım işi yaparken parlamak istiyorum. Koridorda topuk sesim yankılanırken gelenin ben olduğu anlaşılsın istiyorum. Bilgisayarda işimi hallederken kaşımı kaldırışımdan işi yapanın ben olduğumu anlasınlar istiyorum. Canan kim dediklerinde renkli makyaj yapan kişi desinler istiyorum. Ben olarak çalışmak istiyorum. 

Kimseyi suçlamıyorum kimseyi sorumlu tutmuyorum kimsenin beni anlamasını da beklemiyorum. Sadece anlayış ve saygı istiyorum. Bir şey olmak istediğim için anlayış ve saygı. Zaten kimse kimseyi aynı şeyi yaşamadıkça anlayamazmış büyüdükçe bunu fark ettim. Empati falan hikaye yani bana burada kimse hikaye anlatmasın. Leş gibi terlemişken duş almak bile zor geliyor bu öyle bir bıkmışlık öyle bir yorgunluk. Ve gerçekten insanın elinden tutulmasının ne kadar önemli olduğunu anladım. Yardıma ihtiyacı olana yardım edilmesinin ne büyük lütuf olduğunu... Allah her yardıma ihtiyacı olana yardım eli uzatacak birini göndersin. 

Bazen yazdıklarıma bakıyorum herkesin ölmesini istiyorum diye muhtemelen kocaman bir ruh hastası olduğumu düşünenler olacaktır. Ruh hastası falan değilim yaşamak istiyorum ve öfkeliyim. Yardıma ihtiyacım var ama yardım edenim yok. Çevremdeki herkes aptal cahil ve bencil. Kaosa sürüklenmiş olarak yaşıyoruz ve bu sadece bana mı anormal geliyor. Ben de doğal olarak elime ateşi alıp herkesi yakmak istiyorum. Bu kadar adaletsizlik bu kadar zorluk bu kadar acı normal değil çünkü. Kim ne derse desin yaşamak bu kadar zor olmamalı. Martin Eden'ı okuyan var mı? Adamın yalnızlığını o kadar çabasını kimsesizliğini ve en sonunda da sevgiden yoksunluğunu okudunuz mu? Başarıya ulaşmışken neden intihar etti sizce? Çok yoruldu ve yapayalnızdı. Daha fazlası ona anlamsız geldi. Yalnız olmayan insanların yalnızlığı anlayabileceğini sanmıyorum. Bu daha çok tarif edilemez bir tat gibi. Tanıdık ama bir o kadar da yabancı bir koku gibi. Maalesef tarih böyle insanlarla dolu. Unutulmamış olanları için ne düşünmeliyim bilmiyorum. Şu an onları hatırlıyor oluşumuzun onlara bir faydası var mı onu da bilmiyorum. Şu an ölsem ve bütün yazdıklarım yayınlansa ne hissederdim? Ben öldükten bütün bunları bilseniz acıma oturup günlerce ağlasanız elime ne geçerdi? Yardıma şimdi ihtiyacım var henüz yaşarken ve nefes alabiliyorken...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temmuza Girerken

Değiştim mi Eksildim mi?

Daha iyiyim