Kayıtlar

düşüncelerimi netleştirme

öncelikle beni sürekli manipüle etmeye çalışmandan ve yönlendirmenden hoşlanmıyorum. benim yeni deneyimlediğim şeyleri sen benden çok önce deneyimlemiş olabilirsin  ama ben itaatkar biri değilim seninde olmadığın gibi ve ben kendim deneyimlemeden senin söylemelerinle ikna olacak biri değilim öncelikle bunu kabul etmelisin. Beni sürekli eleştiriyorsun ve eleştirilerini hakarete dönüştürüp çirkinleşiyorsun bana hakaret etmen benim zoruma gitmiyor senin söylediklerinin hiçbirini kendime yakıştırmıyorum çünkü sadece beni rahatsız etmiş oluyorsun bunları söyleyecek kadar küçüldüğün için. herkesleşiyorsun.  beni kendine mahkum etmeye çalışıyorsun senden vazgeçemeyim diye ama ben mahkum olacak biri değilim ben yanında mahkum değilim gönüllüyüm. Beni bu kadar kısıtlayacağına gerçekten benim iyiliğimi düşünüyorsan yaptığım şeyleri benimle yap benim yanımda ol. O zaman kısıtlamadan beni uyarabilmiş olursun.  Öfkeni kontrol edememeye başladın ve bu aşırı rahatsız ediyor. Gerçekten acizleşiyorsun

Ne zaman ya da ne kadar YETERLİ olur?

 Bir insana ne kadar çabaladıktan sonra çabasının yeterli olduğunu söyleriz? Kaç yaşına kadar yada kaç yıl çabasından sonra bu kadarı yeterli deriz? İnsanın ömrü çabalamakla geçiyor biliyorum ama aynı şey için çabalarken bunun bir yeteri olması gerekmiyor mu? Mesela ben meslek sahibi olmak için 11 yıldır çabalıyorum ne kadar sonra biri bana tamam yeterli sen elinden geleni yaptın diyecek? Elime ne geçtikten sonra yada neyden sonra kendime ait bir yuvam olacak? Fazlalık gibi görülmediğim bana ait bir yer... Canım sıkılınca bomboş oturabileceğim bağıra çağıra ağlayabileceğim canımın istediği saatte istediği şeyi yapabileceğim benim kurallarımın geçtiği özgür bir yer.... Maddi özgürlüğümü kazanmak istiyorum... Ailemden uzaklaşmak için bana sadece para lazım. Bana asla anne baba gibi davranmayan maddi yük olarak gören ailemden.... 

İçim buz gibi...

 Yazım kurallarına uyulmayan metin gibiyim. Olması gereken her şeyin olmadığı hayatımda nasıl hissettiğimi tanımlamakta güçlük çekiyorum. yaşanılanları sindiremeyince içimde kocaman bir doluluk hissi oluyor kimi zaman da kusasım geliyor. Bıkkınlık vücuduma da yansıyor koşarken daha sabırsız ve daha güçsüzüm hızlanmaya çalıştıkça yer çekimine yenik düşüyor bacaklarım. Olsun diyorum bunlar da geçecek neler geçmedi ki? sahi neler geçmedi içimde? affedip boşverdiklerimin tekrarını yaşayınca içim soğudu buz gibiyim artık. Hatalarından ders çıkarmayanlara hayretle bakıyorum. karşılıksız sevgisini desteğini vermeyenlere ve beni sürekli maddi bir yük gibi görenlere önce tiksintiyle baktım sonra içimin buzullarına attım onları. onlar da orada donacaklar benim donmama göz yumdukları gibi bende onlara gözlerimi kapatacağım. bu geçmeyen bitmek bilmeyen bir döngü... dün yaşadığım yere sevdiğim adam bataklık dedi. sinirlenince her zaman olmadık laflar alır ağzına ama bu sefer sorun şu ki bu söylediğ

Anlık farkındalık

 Önce ona neden onun istediği gibi destek olamadığımı neden bencilliğimi bırakamadığımı anladım. Çünkü istenmedik koşullar sebebiyle beni yalnız bırakmaya başladıktan sonra iyileşmek için ona her ulaşamadığımda hayatta kalmak için gardımı takınıp kendimi ön plana attım ki zarar görmeyeyim. Derbeder olmayayım yalnızlığımın içinde boğulmayayım. Daha sonra onun hastayken eve giderken benim neden ona gittiğimi anladım. Çünkü benim gidecek ondan başka evim yoktu. Beni üzse bile yine ona gitmek istedim her seferinde. Ama ne yazık ki o beni evsiz bıraktı... 29 yaşında hala anlıyorum ki ben travmalarından yalnızlığından güven sorunlarından ve içindeki acısından kurtulamayan kocaman bir kadınım. Ve yine anladım ki o kötü olduğu için artık beni asla anlamıyor zaten iyi olmayan biri beni nasıl iyi edebilir ki? Ve yine anlıyorum ki bende onu iyi edecek kadar iyi değilim. Güneşim bulutların içinde kaybolup gitti ve daha önümüz kış daha bahara çok var.... 

SİZE KENDİMDEN DEĞİL NE DÜŞÜNDÜĞÜMDEN DEĞİL NE HİSSETTİĞİMDEN BAHSEDEYİM...

Çok üzgünüm. Çok mutsuzum. O kadar kötüyüm ki iyileşemiyorum. Kim demişti hatırlayamıyorum ama: " Ben hasta değilim kırık döküğüm aynı şey değil anlıyor musunuz?" tam olarak böyle hissediyorum. Sadece ağlamak istiyorum. O kadar kimsesiz ve evsiz hissediyorum ki o kadar kendime üzülüyorum ki dışardan biri gibi kendime bakıp kendime daha çok üzülüyorum. Gidecek yerim yok bu ne demek anlıyor musunuz? Kalmak istemediğim bir yerde beni asla anlamayan ve maddi yük olarak görüldüğüm bir yerde her an gitmesi beklenen bir misafir gibi yaşıyorum. Kendimi iyileştirecek bir alanım bile yok her gün kanaya kanaya yatıyor ve sabah ölmediğim için uyanıyorum. Bu kadar kıymetli biriyken nasıl bu kadar acınası hissedebiliyorum anlayamıyorum. O kadar üzgünüm ki nasıl anlatsam hıçkıra hıçkıra ağlayıp haykırsam bile anlamayacaklarmış gibi geliyor. Herkesin gidecek bir yeri olmalı değil mi sizce de ? Benim yok düşünsenize gidecek hiçbir yerim yok... Bir insan nasıl bu kadar yalnız olabilir? Düşünüy

SİZE KENDİMDEN BAHSEDEYİM PART 4

 Bir gün arayla gidiyoruz ama soğuk algınlığım bu duruma geçerli bir sebeptir diye umuyorum. Bugün nahoş konulardan uzak AŞK ve  Sevgiden bahsedelim diyorum ne dersiniz? Benim gibi aşk içinde olan her şeye hayran duygusal biri ne diyor bu konulara hadi bir bakalım... Öncelikle çoğu sevginin karşılıklı olduğunu düşünüyorum bunda bir sakınca yok elbette ancak konu Aşk olunca karşılık beklemek alınamazsa hüsran yaratıyor. Dolu dolu seviyorken onun için her şeyi düşünürken çok sevdiğini söyleyip hiçbir şey yapmaması en önemli şeyleri unutması bir süre sonra hayal kırıklığı ve ardından da mutsuzluk getirecektir. İletişimin çok önemli olmasının sebebi bu; birbirinizden ne beklediğinizi ne istediğinizi açık yüreklilikle ifade ederseniz karşılıklı anlayış doğrultusunda aşılamayacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Aslında direk konuya girdim bilimsel açıklamalar ne der bilmem ama öncelikle aşk gerçek bir tanım ve sevgi yanında gelerek kalıcılığı sağlayan bir temel. Her şeyin başı güven desek de

SİZE KENDİMDEN BAHSEDEYİM PART 3

 Soğuk algınlığına bağlı bir gün ara versekte fikirlerimi paylaşıp size kendimi tanıtmaya devam edeyim: İşçi İşveren konusunda tamamız sanırsam. Bu konunun da etkilendiği saygı ve sevgiden devam edelim o halde; bize fikirleri fark etmeksizin herkese saygı duymamız gerektiğini ancak herkesi sevmememizin zorunlu olmadığını öğrettiler. Bu cümle nerede kurulsa çok gerilirdim. En son konuştuğumuzdan konudan örnek vermek gerekirse sizi köleleştiren iş hayatındaki herhangi birine saygı duymanız ne derece mümkün? Orda kalma sebebiniz sadece ihtiyaçtan ve dürüst olalım ki ihtiyacınız olmasa bir dakika bile durmazsınız orda. Saygı duymuyor sadece itaat ediyorsunuz size söyleneni yapmanız saygı belirtisi değil ya da hitap şeklinizin bey ya da bayan olması da durumu değiştirmiyor. Saygı terimlerini kullanıp seslenirken içinizden küfür de edebilirsiniz. Bu biraz iki yüzlülük oluyor ancak ihtiyacının olması ne demek bilirim tabiki eleştirmeyeceğim. ( bu seferlik :) )Asıl konuya gelirsek Saçma! Böyle