Kayıtlar

Fark Ettiklerim

Çözmek için okuduğum paragraf sorusunda duyguları ve düşünceleri yazmanın duygusal dışa vurumculuk olduğunu ve bunun insanı ilerlettiği yazıyordu. Sanırım yıllardır tam olarak ne yaptığımı bilmeden bunu yaptım. Yazdım, kafamda ve içimde bir şeyleri çözdüm, netleştirdim. Normalde kendi sesime hapsolduğumu düşündüğümden yazmaya ara vermiştim ancak her dinlediğimde içimde ağlama hissi uyandıran ve anılarımı hayatımı her düşündüğümde arka fonda çaldığını duyduğum şarkıya rastladım sosyal medyada. In this shirt şarkının adı eğer bir gün olurda dinlerseniz ne demek istediğimi daha net anlarsınız diye düşünüyorum. Eğer olur da bir gün hayalimdeki gibi anılarımı düşüncelerimi kitaba çevirme fırsatım olursa bu düşüncelerim de kayıtlı kalsın isterim. Çünkü şarkıyı yorumlayacak kelimem yok sadece dinlenilsin ve birileri tarafından hatırlanılsın isterim. Her sanat eseri nasıl insanlarda farklı duygular uyandırıyorsa eminim bu şarkı da öyle olacaktır ancak mutlu hissettirmeyeceği kesin.  Ha bir...

Bay!

 Konuşmak istediğimi fark ettim. Ama kendimle kendi iç sesimle değil. O yüzden uzun bir süre yazmayı planlamıyorum. Çünkü içimi dökmekten ziyade kendi iç sesime hapsolduğumu fark ettim. Sanki beni benden başka kimse anlayamazmış gibi. Allah hepimize iç sesimizi duyurabileceğimiz bir yol arkadaşı nasip etsin ki yaşadığımızı hissedelim. Mükemmel şeyler olmak üzere gibi hissediyorum. Yaz mevsimine girmek üzere olduğumuz için mi acaba? Havada mis gibi yağmur ve çiçek kokusu var. Bahar ayının muhtemelen son yağmurları yağıyor. Gidene kibarca kapıyı açalım ki hayattaki rollerimiz devam etsin yerimizde sayıklamayalım. Normalde çok kindar biriyimdir insanları affetmek yerine ölmelerini bekleyenlerdenim. Geçenlerde bir adam dinledim aslında affetmek en bencilce şeydir çünkü tamamen sizinle ve sizin kontrolünüzle ilgilidir diye. Biraz düşündüm affedince sizden çıkan yük evrene dağılıyor zaten her eden cezasını bulacağı için akışına bırakmak serbest bırakmak gerçekten de daha iyi. Sizi serbes...

Huzursuz aynılık

 Cennete giden yol cehennem gibi hissettirirmiş. Hayatım uzun bir süredir böyle. O yüzden mükemmel bir şey bekliyorum. Mükemmel derece de iyi hissettirecek şeyler. Aslında ne yazacağımı ne yazmak istediğimi bile bilmiyorum. Sağlığım için kendimi hiçbir şey için üzmüyorum. Yani üzülüyorum ama kahretmiyorum diyelim. Bir kaç kere yazmak için blogumu açtım ama hayatım o kadar uzun zamandır aynı ki ne yazacağımı bilemedim. Ne zaman hislerimi anlatmak için yazacak olsam hep aynı kelimeler kafamdan geçtiği için sayfayı kapattım. Bende artık yazarken sürekli kendimi tekrar ettiğimi hissediyorum ve bu huzursuz aynılık canımı çok sıkmaya başladı. Bahsedeceğim şeyler maddi sıkıntılar iş sahibi olma çabam ve koşarken ya da spor yaparken hissettiğim güzel duygular. Ders çalışırken odaklanırken ne kadar zorlandığım ve çok büyük çaba harcadığım. Biri ders çalıştığımı duyunca Allah emeklerini boşa çıkarmasın diyor. Sonra durup düşünüyorum böyle bir şey olabilir mi? Allah insanın emeklerini boşa çı...

Havadan Sudan

 Geceden beri kalbim çok huzursuz. İçim sıkılıyor. Sabah annemin sürekli bağırarak konuşması da işi hiç kolaylaştırmadı tartıştık ve bu tartışma düşük olan enerjimi daha da düşürdü. Şu satırları yazdığım dakikalarda normalde test çözüyor olmam lazım ama içimin huzursuzluğu ve atamadığım gerginlik beni biraz da olsa rahatlayabilmek için bu satırları yazmaya itti. Belki ruh halimi anlatırsam içim biraz da olsa hafifler diye düşündüm. Hava bulutlu güneş bazen kendisini gösterse de bulutların arasında daha çok. Bu hava ruhumu daha da sıkıyor. Dün akşam uzun zaman sonra ilk defa balkonda otururken portakal çiçeklerinin kokusunu aldım. Sıkışan kalbime bir nefes oldu bu koku. Küçükken portakal çiçeklerinin içindeki balı emerdik. Neden reçelini yaptıklarını büyüdükçe daha net anlıyorum. Bir kaç gün önce spor programımı değiştirdim. Programa tam başlama imkanım olmamıştı. Dün hava ılıkken ders çalışmamı bitirip yaptım ve beni resmen bitirdi. Ölü gibi uyudum ve şu an kaslarım inanılmaz ağrıy...

Uzun bir ara

 Bu aralar çok sık yazmıyorum. Günlerim yoğun dolu ve yorucu geçiyor. Sürekli aynı tempo ve düzende devam ederken söyleyecek bir şeyim de olmuyor açıkçası. Bu aralar hayatı fazla ciddiye almayıp kendime odaklanmayı seçtiğim için hayal kırıklıklarım yok. Bu satırları yazıp devam etmeden sayfayı kapatalı 13 gün oldu şimdi yeniden buradayım. Geçtiğimiz günlerde My dearest adı bir diziyi bitirdim. Çok uzun zamandır listemde olan ama izlemeyi ertelediğim bir diziydi. Hiç bu kadar acıklı olabileceğini düşünmemiştim izlerken sürekli gözyaşlarım aktı. Hayatım boyunca unutamayacağım bir cümlesi oldu başrolün. "Açan çiçeklerin sesini duyuyorum."  Adam kadını görür görmez aşık oluyor ve onu gördüğünde esen rüzgarla beraber açan çiçeklerin sesini duyduğunu tarif ediyordu. İnanılmazdı o kadar etkilenmiştim ki sevginin bir çok etkileyici tanımı ve benzetmesini duyup okumama rağmen nedense bu benzetme çok kalbime dokundu. Bunu hiç unutmamak için günlerdir yazmayı ertelediğim satırlarıma dev...

Ne Gerek Vardı?

Saat 21:16  Şu an başım çatlıyor. Sabah hastaneye bir umutla gidip elim bomboş döndüm o kadar çok sinirlenip içerledim ki eve ağlaya ağlaya döndüm. Neye bu kadar emek veriyorum diye sorguladım. Bir daha hiçbir şeyi olması gerektiğinden fazla ciddiye almayacağımı içimden kendime söyleye söyleye ağladım. Muhtemelen çözümü olan bir rahatsızlık için bu kadar ağlarken tedavisi olmayan hastalığa yakalananlar ne hissediyor diye düşündüm. Dudağımda uçuk çıktı. Ne zaman içimden sinirimi atamasam uçuk çıkar hemen dudağımda. Vücudum bir şekilde içimde kalmışlıklara tepki verir. Son zamanlarda çok sorguluyorum kendimi. Neden bu kadar üzüldün Canan diye? Yazık değil mi sana bu kadar üzdün kendini. Çıkmadık candan umut kesilmez ama sen sürekli kendini kahrettin. Haklıyım ya da haksızım ne gerek vardı bu kadar üzülmeye? İnsanın beyninde serotonin azalınca ölümü daha çok düşünürmüş. Bu kadar mı mutsuzsun? Bu kadar neden kendini kahrettin?. Yaşarken olmuyor biliyorum ama uykusuz gecelerime çarpıntı...

İstemediğimi Fark ettim

17.02.2026  Kpps kitapları aldım test çözmek için.  Aslında ayın başında ders çalışmaya başlama planım vardı ancak trendyolda satıcı olmakla uğraştığım için yapamadım. Bugün ikinci kez kitabı elime alınca fark ettim ki anlamaya çalışmak ya da öğrenmek ya da hatırlamak istemiyorum. Bu duyguyla savaşmak yerine kitabı elimden bıraktım ve işte şu an buradayım. Bu satırları yazıyorum. Ders çalışmak okumak benim için hiçbir zaman kolay olmadı. Yeteri kadar desteğim kitabım ya da maddi gücüm olmadığı için hep zoraki öğrenip okudum. Bunu zorla yapıp başardıktan sonra içimde hiçbir zaman bir coşku ya da gurur olmadı. Ben de çoğu yaşıtım gibi üniversiteye gitmek bütlere kalmak yada arkadaşlarımla ders notları paylaşmak istedim. Şu an 4 yıllık üniversite mezunuyum ve bu seviyeye gelene kadar o kadar zorlandım ki bu zorlamalarımın bir karşılığı olsun istiyorum. Zorlanmaya devam etmek istemiyorum. Mesela ben neden 31 yaşında Kpss ile uğraşıyorum? Maksimum 24 yaşında 4 yıllık üniversite mez...