Kafamdan Geçenler

 Sonbahar bariz şekilde geldi hoş geldi. Klimasız yatıyor ve gün içerisinde nerdeyse hiç klima açmıyoruz. Nefes almaya başladığımı hissettim. Şu an bu satırları Emre Aydın'dan Eylül şarkısını dinlerken yazıyorum. Daha kusursuzu olamazdı öyle değil mi?

Özetlemem gerekirse Kpss tam bir hayal kırıklığıydı 1.7 milyon kişi girdi ve bu kadar girecek kişi olacağını tahmin edip sınavı ona göre hazırlamışlardı. Sistemi ve devletimizi sabaha kadar eleştirsem bir şeyleri değiştirebilir miyim gerçekten? O yüzden uzun uzun dert yakınmayacağım sadece sınavdan çıktıktan sonra ağlayamadım bile tek hissettiğim ben aylarca bunun için mi çabaladım hissi oldu. Yaşadığım hayal kırıklığını anlatacak beceriye sahip olsaydım uzun uzun anlatırdım ama maalesef ki şu an bu kadar profesyonel değilim. Koca bir hayal kırıklığı tek söyleyeceğim bu...

Bir şey için çok çabalayınca umutlarınız da o yönde şekillenir. Çabanızın karşılığını istediğiniz anda alamazsanız umut umutsuzluğa dönüşür. Bende de doğal olarak böyle oldu. Bu devran bir yerde dönecek inancı dönmeyedebilir umutsuzluğuna dönüştü. Emeklerimin karşılığını emek verdiğim şey için değil de başka şekillerde de alabilirim ihtimali mutsuzluğuma mutsuzluk ekledi. Sağlıklıyım diye mutlu olmak için yeterli sebebim olduğunun farkındayım ama kimse kusura bakmasında parasız yaşayabiliyor musunuz? Hiçbirimiz yaşayamayız ki bu da yaşamak için sağlık dışında paraya da ihtiyacımız olduğu gerçeğini doğuruyor. 35 yaşına kadar yolu var diyordum memurluk için artık kendimce sınav muhabbetini kapattım. Elbette ki yıllardır çalışanla benim emeğim bir değil ancak ben de kendimce en iyisini yaptım. Şu an hazırlanan çoğu 20li yaşlardaki gençlerin yaşında ben bunu akıl edemediğim için kimseyi suçlayamam sonuç olarak ailemiz ve çevremiz dahilinde hayatımız şekilleniyor. Ailem bize işler ayarlayacak eğitimimizi o şekilde ilerletecek bilinçte insanlar değildi çevremde de görmeyince bende bunu düşünecek kadar zeki olamadım. Bu konuda pişmanlığım yok zaten benim tek pişmanlığım zamanında okumamak oldu. Memuriyet için herhangi bir şey için pişman değilim...

Eski rutinlerime geri döndüm. Gündüz spor yapıp kitap okuyor akşamda bir şeyler izliyorum. Koşuya tekrar başladım ve keyfi olarak da olsa kesin bir şekilde sigara içmeyi bırakmaya karar verdim. Bir çok vaktimin olması insanlar hakkındaki rahatsızlığımı ve yok olmalarını istememi fazlalaştırdı. Fark ettiniz mi insanlar ağzından çıkan hiçbir şeyi yapmıyor. Ağızlarından çıkan her şeyin Söz Veriyorum demeseler de demiş olmakla aynı şey olduğunun bilincinde olmadan yaşıyorlar. O kadar sıkıldım ki bu durumdan artık böyle insanlarla net bir şekilde iletişim kurmayı bırakmaya karar verdim. Karşısına dikilip Söz namustur Şereftir sende şerefsizsin Söz vermek Göt vermeye benzemez demek istiyorum ama desem de anlamayacakları için demiyorum. Şerefsiz insan kendisine edilen hakareti neden umursasın ki zaten yüzsüz ar damarı olsaydı ağzından çıkan sözü tutardı o yüzden Şerefsiz olarak yaşamaya devam edebilirler. Yıllar sonra hatırladığımda - iyi hatırlamayacağım kesin- bende iyi sabretmişim der geçerim.  Sıkıldım ama çok sıkıldım ne arkadaşım var ne de hayatımda biri. Hayatımda biri olmasını istediğimden değil ama beni zihinsel olarak ileriye taşıyacak iki kelime bir şeyler konuşacak birileri fena olmazdı. Ya da çocukluğumda olduğu gibi ikiz kardeşime hala güveniyor olsaydım hayat bir nebze daha kolay olurdu. Yalnız hissetmez ve derdimi paylaşabileceğim birilerinin olmasının tadını çıkarırdım.

 Çocukken arkadaşa ve kardeşe sahip olmanın ne büyük lüks olduğunu anlamıyorsunuz.  Yalnız kalınca anlıyorsunuz.  Annemi daha iyi anlıyorum büyüdükçe onun yalnızlığını şerefsiz bir adamla yıllarca beraber olmasının acısını sürekli bir şeyleri içinde tutmasının zorluğunu korkmasını gidecek bir yeri olmamasının dayanılmaz sancısını. Bakın insan belki de her şeye dayanabilir ama gidecek bir yerinin olmaması acısı tanımsızdır. Sahipsiz ve kimsesiz olmanın acısı tahammülleri zorlayan bir acıdır. Diğer kardeşlerimin bundan bir haber yaşaması ve annemin yanında olmamalarının karşılığını kahrolarak almalarını istiyorum. Gerçi sadece benim kardeşlerim değil bizim sülalemiz kahrolsun istiyorum. Ben bunu dilemesem de öyle oldukları için mutluyum. İnsanlığın soyu tükense daha iyi olurdu gerçi sadece benim istememle olmayacağını çok iyi biliyorum. Yine de insanlığın soyunu tüketecek nüfusu azaltacak her çalışmaya okeyim. Etimle kemiğimle nefret ediyorum yaşadığım çağdan. Nefret ediyorum insanlardan. Elime ateşi alıp herkesi yakmak istiyorum. Çığlık çığlığa acı çekerek gebersinler. 

Umarım hepimiz yok oluruz insanlık kalmadığı için umarım bizde bir anda toza dönüşürüz. İçimizde insanlık yokken neslimizin devam etmesine gerek var mı? Hayvanlar şu an insanlardan daha kıymetli neden acaba?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Temmuza Girerken

Değiştim mi Eksildim mi?

Daha iyiyim