Aslında gerginken yazmaktan hoşlanmıyorum. Neye gerginsin deseler her şeye gerginim. Tek tek sayamayacağım kadar çok şeye gerginim. En çokta beni ilgilendirmemesi gereken sorunlara gerginim. Herkesin iki yüzlülüğüne gerginim. Sevgimin sorgulanmasına gerginim. Yaptığım iyiliklerden maraz doğmasına gerginim. Canım kurabiye isterken yapacak halimin olmamasına gerginim. İstediğim anda istediğim yerde olamamaya gerginim. Şu an sakinleşmek için bunları yazıyor olmam gerekmesine gerginim. Çarpıntım olmasına gerginim. Her şeyden herkesten uzak olmak isterken şu an bulunduğum yere gerginim. Hiçbir şeyin istediğim gibi olmamasına gerginim. Bana verilen sözlerin tutulmamasına gerginim. Bu hafta alışveriş yapmadığıma ve henüz Alanya'da olmadığıma gerginim. İstediğim şeylerin istediğim anda olmamasına gerginim. Yaşamak istediğim hayatı yaşayamadığıma gerginim. Şu an birinin adımı söylemesine bile gerginim. Evimde koşu bandı olmadığı için istediğim an koşamadığıma gerginim. Hayatın saçma bir şekilde zor olmasına gerginim. İstediğim şeyleri yapacak hevesimin olmamasına gerginim. Kendime ait istediğim şeylerin olmamasına gerginim. Bu yazının amacı rahatlamaktı ama ne yazık ki ben daha çok sinirlendim o yüzden sanırım ara versem daha iyi olacak. Umarım bir anda yok oluruz umarım bir gün bu saçma düzene katlanmaktansa neslimiz son bulur umarım ama umarım bütün kadınlar kısır olur ve insanlık atom bombasıyla olmasa bile son bulur. Umarım hepimiz yok oluruz.
Temmuza Girerken
Bugün Haziran beklenmedik bir fırtına ile gitti. Adana'da kış yada sonbahar mevsimi dışında tanık olmadığımız bir rüzgar vardı. Başka şehirlerde bu fırtına çıkan yangınların körüklenmesine sebep oldu. Oldukça iç karartıcı bir gündü. Uykusuzluk beni çok yordu ve uykum varken yatamamak tetikte bekleyen öfkemi besliyor. Temmuz ayına giriyor olmak gerginliğimi daha da arttırıyor. Henüz bu kadar travmatik doğum günleri yaşamadan önce temmuz ayını çok severdim heyecanla beklerdim. Şimdi sadece bana yalnız hissettiriyor ve beni hüzünlendiriyor. Aslında küçükken de temmuz ayında sadece ağlamak isterdim bu isteğimi azaltan tek şey ikiz kardeşimin yanımda olmasıydı. Aslan bizimle aynı gün doğmadan önce tek hatırladığım doğum günümüzün ilk saatlerini (gece yarısı yani) İkiz kardeşimle ağlayarak geçirmemizdi. Henüz temmuz ayı travmalarımı öfkemi ve üzüntümü atlatamadım. Bu yangına odun atanı da asla unutmayacağım ancak bu satırları yazıyor olmak beni öfkelendiriyor ve üzüyor yine de gerginliğ...
Yorumlar
Yorum Gönder