Uzun bir ara
Bu aralar çok sık yazmıyorum. Günlerim yoğun dolu ve yorucu geçiyor. Sürekli aynı tempo ve düzende devam ederken söyleyecek bir şeyim de olmuyor açıkçası. Bu aralar hayatı fazla ciddiye almayıp kendime odaklanmayı seçtiğim için hayal kırıklıklarım yok. Bu satırları yazıp devam etmeden sayfayı kapatalı 13 gün oldu şimdi yeniden buradayım.
Geçtiğimiz günlerde My dearest adı bir diziyi bitirdim. Çok uzun zamandır listemde olan ama izlemeyi ertelediğim bir diziydi. Hiç bu kadar acıklı olabileceğini düşünmemiştim izlerken sürekli gözyaşlarım aktı. Hayatım boyunca unutamayacağım bir cümlesi oldu başrolün. "Açan çiçeklerin sesini duyuyorum." Adam kadını görür görmez aşık oluyor ve onu gördüğünde esen rüzgarla beraber açan çiçeklerin sesini duyduğunu tarif ediyordu. İnanılmazdı o kadar etkilenmiştim ki sevginin bir çok etkileyici tanımı ve benzetmesini duyup okumama rağmen nedense bu benzetme çok kalbime dokundu. Bunu hiç unutmamak için günlerdir yazmayı ertelediğim satırlarıma devam ediyorum.
Bu hayatta en sevdiğim bayram şekeri tartışmasız kent karamel şekerdir. Hani tadı missbona benzeyen. Bu yıl hiç yeme şansım olmadı diye üzülürken çirkinim yanıma geldiğinde bana ondan verdi dünya bir anda harika bir yere dönüştü. Şen çocuklara döndüm. İçimde kelebekler uçtu. Sanki içimdeki sesi duymuşçasına bana en sevdiğim şekeri vermesi beni çok duygulandırdı. Bu detayı da hayatım boyunca unutacağımı sanmıyorum.
Dün telefonda konuşurken ne yaşarsak kar diye sohbet ediyorduk. Çevre ülkelerimiz savaş halinde ve kendi ülkemizde de korkunç bir iç savaş ve ekonomik kriz var. Şans eseri yaşıyor gibiyiz. Hayatı ciddiye alacak kadar yaşayacak ömrümüz yokmuş gibi hissettiriyor bu durumlar. Ve gerçekten ne yaşarsak kar düşüncesi şu an bizim gibi yaşamayı seven ve umudu olan insanlar için tek çözüm. Çünkü gerçekten yaşamayı ama güzel ve iyi yaşamayı konforlu yaşamayı hak ediyoruz. Ülkemizin refah içinde olmaması biz halkın da yoksulluk ve refah içinde olmaması demek. Maalesef ki durum tam olarak böyle. Çok kötü her şey. Her an savaş patlayabilir ve bizler bu karmaşanın bu kötülüğün içinde yaşamaya çalışıyoruz. Artık hiçbir şeyi kafama takmıyorum eskisi kadar. Olursa olur olmazsa da canım sağ olsun modundayım. Ne için çabalıyoruz onu bile bilmiyorum artık. Yaşamla ölüm fazla iç içe sanki...
Yarın portakal çiçeği festivali başlayacak ama ne hava durumu ne de şehrin enerjisi hiç festival havasında gibi değil. Portakal çiçekleri de açtı ama her yer buram buram kokuyor desem yalan olur. Bugün merkez parka koşuya gittim ancak buram buram bir koku gelmedi burnuma. Neyse burası Adana hava durumu her an değişebilir. Herkese keyifli vakitler dilerim.
Yorumlar
Yorum Gönder