İçimdekiler
Sanki hıçkıra hıçkıra ağlamadığım için içimdeki acı ve hayal kırıklığı geçmiyor gibi. Çok üzgünüm. Hissettiğim hüznü çoktan daha yeterli gelecek bir sıfatla anlatabilmek isterdim. Böyle sokağın ortasına diz çöküp bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Hiç kimsenin beni tanımadığı bir yere gidip yaşamaya yeniden başlamak istiyorum. İsteyipte yapamadığım sabredipte sahip olamadığım her şey için hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Stresten uyuyamadığım her gece için sadece ağlamak istiyorum. Yalnızlığıma, beş parasızlığıma evden çıkınca sohbet edip rahatlayacak kimsem olmamasına bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Her şeyi tek başıma yapıyor olmama, konuşmayı sohbet etmeyi bu kadar severken susmak zorunda oluşuma sadece ağlamak istiyorum. Her şeyin neden bu kadar zor olduğunu bilmiyorken buna rağmen bitmeyen bir çabayla yaşamaya çalışmama hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Yerimde durarak hayatta ilerleyemeceğimi bildiğim için sürekli emekleyerekte olsa hareket etmeme ve bu hareketin bazen canımı çok yakmasına ağlamak istiyorum. Çabamın bir anlamı ve karşılığı olsun istiyorum.
Dün koşarken neden bazı günler acele ettiğimi yada neden daha önce yapabiliyorum diye illa 10 kilometreyi bir saatte tamamlamak istediğimi düşündüm. O kadar anlamsız geldi ki... Evet iki yıl önce muhteşem bir tempoda koşu bandında , üç yıl önce de açık alanda 10 kmyi tamamlıyordum ama ben bir kaç yıl önceki canan değilim ki. Şu an 10 kilometreyi 67-70 dakika da tamamlıyor olmak neden beni rahatsız etsin ki? Neden bana bu kadarı yetmesin ki? En büyük amacım koşarken keyif almaksa neden bunu kendime işkenceye çevireyim ki? Yerde dökülen yapraklara bakıp koşarken bunları düşündüm. Gerçekten keyif aldığımı ve daha hızlı koşmak için değil de sadece keyif alıp rahatlamak için çabalayacağımı düşündüm. O anda hızlı koşma tutkum çok anlamsız göründü. Sırf daha önce yapabiliyorken şu an yapamıyorum diye ben daha yetersiz yada beceriksiz biri olmadım ki...
2022 yılında kpss sınavında genel kültür yapmadığım için puanım hesaplanmamıştı. Her gün konuşup soru çözdüğüm ikiz kardeşim bana bu detaydan bahsetme gereği duymamıştı. Sonuç olarak kendisi atanırken puanı hesaplanamayan ben ortada kalakalmıştım. O günden sonra aramızda asla geri alamadığımız bir kopukluk oldu. Bunun benim de hatam olduğunu kabullensem de kinim uzun bir süre devam etti. Tekrar sınava girmek zorunda kaldım ve puanlar yükseldiği için henüz atanamadım. Yaptığım ve gelmeyen her tercihte sanki kocaman bir fırsatı kaçırmışım da yenisinin geleceğinin bir garantisi yokmuş gibi hissederim hep. Şu an siyaset ve devlet yönetimi çok sıkıntılı bir halde olduğu için hiçbir şeyin garantisi yok. Geçen yıl hizmetli kadrosuna 90 puanla atama yapıldığı için açıkçası en son ki tercihimi biraz hayal kırıklığı ve bezginlikle yaptım. Sonuçlarının bugün açıklanmasını bekliyordum ama şaşırtıcı derece de açıklanmadı. Nereye gidersem peşimden gelir diye beklediğim insana süpriz yapma planım düşüncesizliğim yüzünden ihanete benzer saçma sapan bir hal aldı. Geçtiğimiz yıl korkunç maddi sıkışıklığı yaşadığımız için o kadar çok şey sekteye uğradı ki çok önemli verdiği sözleri bile tutmadı. Ben bunların hayal kırıklığını öfkesini ona ifade etmeye hazırlanırken tercih süprizi durumu daha da bok etti. Ben ona dert yanacağıma o bana dert yandı. Sanki beni yeterince yalnız bırakmıyormuş gibi konuşmalarımız giderek azaldı. Verilen sözlerin hepsi askıya alındı sanki. İlişkimize mesafe girdi.
Sonuç olarak yine yapayalnızım kendime benden başka destekçim yok ve açıkçası yoruldum. Kimse bana yardımcı olmasa da dinlenmeye ihtiyacım var. Biraz durmaya ihtiyacım var. İçimdeki hüzün ve hayal kırıklığı geçene kadar gerekirse her gün ağlamaya ihtiyacım var. Kendime şefkat göstermeye ihtiyacım var. Azla yetinmek yerine kendime dürüst olup yetmiyorsa yetmiyor demeye ihtiyacım var. Duygularımı gizlemek yerine bunları yaşamaya ihtiyacım var. Nasıl zamanı geldiğinde umudumu hiç kaybetmeden koşabiliyorsam, umutsuzluğa düştüğümde de ağlamaya ihtiyacım var. Stres vücudumu ele geçirmeden ve beni hasta etmeden önce benim içimi dökmeye ihtiyacım var. Çok acı hissettiklerim bu yazdıklarımın milyon katı ama kelimelerim bu kadarını ifade etmeye yetiyor. Ve daha da acısı öleceğim aklıma gelince bu kadar çaba ve yaşam savaşı beni çok üzüyor. Geçimimi sağlayacak ve çalışırken keyif alacağım bir işin bu kadar ulaşılmasının zor olması adeta içler acısı. Şu an günümüz Türkiye'sinde bunun ben dahil milyonlarca kişinin sorunu olması o kadar acı ki. Ve bizler insanız. Birbirimizin desteğine ve yardımına ihtiyacımız var. Kimse kimseye destek olmuyor ama. Belki ufacık bir yardımla çok başka bir yerde olabilirdim ama maalesef ki yardıma ihtiyacım var diye bağırsam da kimse dönüp bakmıyor sanki. Bir de nedense filmde bile olsa ağlayan biri olunca gözlerim doluyor evdeysem mutlaka onunla beraber ağlıyor yada kahroluyorum. Neyim var benim? Nasıl bu kadar duygusallaştım. Ya da içimde bu kadar ağlamak biriktirdim de ben mi fark edemedim?
Yorumlar
Yorum Gönder