Acı Yaşanmayı Talep Eder

 Anneme acının yaşanması gerektiğini hiç öğretmemişler annem de bunu öğrenememiş. İçine atıp yola devam etmesinin daha doğru olduğunu düşündüğünden hayatı boyunca öyle yapmış ve şu an hastalık hastası. Kendisi bunun doğru olduğuna inandığı için benim de acımı yaşamadan hemen kalkıp yola devam etmem gerektiğini söyledi. Sanıyor ki bir kaç gün üzgün ve mutsuz olursam hasta olacağım. Ona acımı yaşamazsam onun gibi hasta olacağımı söyledim sanki üzgün değilmişim gibi yapıp savaşmaya devam edersem yolun yarısında bırakırım. Kendime üzülmek için zaman tanımam lazım. Şu an bulunduğumuz zamanda savaş robotları gibi hiç durmadan çalışmamız ve savaşmamız bekleniyor farkındayım zaten bu da köleleştirme sisteminin bir parçası ancak üzgünken bunu yapamam. Hı daha önce denemedim mi? Elbette ki denedim sonu hep hüsran oldu. O yüzden biraz zamana ihtiyacım var.  Sinirliyken, mutluyken, heyecanlıyken çok güzel koşarım ancak üzgünken koşmaya başlayacak gücü bile bulamam çoğu zaman. Dün koşu planı yapmıştım bugün için ama atama sonuçlarım olumsuz olunca bugün kendimde o gücü bulamadım. Hava bile o kadar basık ve boğuk ki aynı ruh halimi anlatır gibi. Memur olamamama kıdem için değil para kazanma derdine düşmem gerekeceği için üzüldüm. Zaten hali hazırda keyifli bir işim olsaydı tekrar çabalayacak gücü daha kolay bulurdum. Pes etmiş değilim 35 yaşına kadar denemeye devam edeceğim sadece artık para kazanmam lazım çünkü hiçbir ihtiyacımı karşılayamamak açıkçası rahatsız edici olmaya başladı. Ben bütün gün evde internet var diye karnım doyunca bu kadarcığıyla yetinecek bir insan değilim. Bütün gün kendimi oyalayıp oturduğum yerden mucize gerçekleşmesini bekleyecek bir insan da değilim. Sadece yorgunum. Biraz dinlemeye ihtiyacım var. Daha sonra kalkıp yoluma devam edeceğim. 

Ben ağlarken bana sarılan biri olmasını, gün içerisinde ufak tatlı süprizler yapmasını, saçlarımı okşamasını ve yapmaktan keyif alacağım şeyleri yapmayı planlamasını elbette ki isterim. Ama bilin bakalım bunu yapacak biri neden yok?  Ya da varsa da neden yapmıyor? 

Hayatta alma verme dengemiz karşımızdaki insanla çok açıldığı zaman beklentileriniz karşılanmayınca uzaklaşmaya başlarsınız. Genelde bunu ayrılık aşamalarında kibarca yada kabaca söylersiniz ama barışınca bu dengeyi korumak çok zordur. Gerçekten ihtiyacınız olduğu zaman yanınızda olmayan kişi bir gün mutlaka aynı duruma düşecek ve yalnız kalacaktır. Her yaşattığımızı mutlaka yaşarız ama maalesef ki bunu fark etmek ve unutmamak her yiğidin harcı değildir. Değer görmek istiyorsanız değer verin, sevilmek istiyorsanız sevin, yalnız kalmak istemiyorsanız yanınızda olmasını istediğiniz insanın yanında önce siz olun ihtiyaçlarını saçma sapan bahanelerle görmezden gelmeyin. Haberleşeceğiz diyorsanız haber verin, Görüşelim diyorsanız mutlaka görüşün hasta bile olsanız 5 dk yolunuzu uzatmak sizi öldürmez. Mesaja erken dönemeyeceksiniz gördüğünüzü müsait olunca döneceğinizi mutlaka söyleyin. Bu kadar basit ama hayat kurtarıcı şeyleri yaparsanız ciddiye alınırsınız. Her verdiğiniz sözü erteleyip durur bir de üzerine sebep dahi göstermezseniz bir süre sonra ciddiye alınmazsınız ve bir şeylerin nerde kopmaya başladığını düşünür durursunuz. Milyon tane söz verdiğiniz insan şu an ölse ne yapacaksınız? Dünyayı kurtarıyormuşsunuz gibi işinizin yoğunluğunu bahane etmekten vazgeçin. İş stresini ve zamanını yönetemiyor oluşunuz kimsenin problemi değil. Kendi kusurlarınızı normalmiş gibi göstermeyi bırakın. Altından kalkabileceğiniz kadar iş yükü taşıyın ve sağlığınızdan ödün verip yaptığınız her şeyin sonunda pişmanlıkla size döneceğini unutmayın.

Biraz dinlenip döneceğim hoşça kalın.  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Daha iyiyim

Değiştim mi Eksildim mi?

Temmuza Girerken