Kafamdaki Düşünceler

 Bir diziye başlamışken aynı zamanda başka bir diziye daha başlamak normalde hiç huyum değildir.  Kafam doluyken birden fazla şeyle hep yarım yarım ilgilendiğimi fark ettim. Mesela diziyi izliyorum daha bölüm bitmeden başka dizi açıyorum yada dizinin başlangıç müziği bitene kadar tiktokta geziyorum. Ne yapıyorum neden kafam bu kadar dolu da düşüncelerimi sıraya dizemedim bilmiyorum.

Dün koşuya da çıkmadım evde spor da yapmadım açıkçası çok ama çok iyi geldi dinlenmek. Çirkinimi çok ama çok özledim. Hasta oldu. :(  Hava bu aralar o kadar dengesiz ki dışardaki güneşe aldanıyorsunuz ama evlerin içi iyice soğudu. Geçen gün otururken yüzümün üşüdüğünü hissettikten sonra dün itibariyle odamı ısıtmaya başladım. Çirkinim aynı şeyi yapmadığı için hasta olmuş. Bugün yoğunluğu bitiyor. Neyse ki gönül rahatlığıyla dinlenebilir. Bir süredir böyle ayrı kalmıyorduk kendimi sürekli eksik hissediyorum. Bir şeyler yapmayı unutmuşum gibi. Oysa tek eksik kendisi. Bugün koşmaya çıktım. Havanın serinlemesinin en güzel yanı erkenden uyanmama gerek kalmıyor istediğim saatte çıkabiliyorum koşuya. Güneş çıkıp hava ılımışken ben koşmayı tercih ediyorum. Koşarken güneşin tenimde gezmesini ve gördüğüm yeşil manzarayı seviyorum. O gün iyi hissediyorsam kendime acele etme ve her adımın tadını çıkar diyorum. Koşarken zor olsa da sadece karşıma değil etrafıma da bakmaya özen gösteriyorum. Her ağacın daha sararmadığını kimisinin hala yeşil olduğunu fark etmeyi seviyorum. Göldeki suyun temiz mi yada çekilmiş mi diye farkında olmayı seviyorum. Koşarken güneş sağımda mı solumda mı karşımda mı ona bakmayı seviyorum. Koştuğumu fark edip bana trafikte yol veren insanlara kafa sallayarak teşekkür etmeyi seviyorum. Bir süre sonra tempomun yürüyormuş gibi hissettirmesini seviyorum. Dinlediğim müziğin bana enerji vermesini seviyorum. Koşarken güzel şeyler düşünmeyi çok seviyorum. Koşabilmeyi çok ama çok seviyorum. Koşarken uzakları kendime yakın etmeyi çok seviyorum. Asla pes etmezsem yavaşta olsa koşmaya devam edersem eve varacağımı bilmek beni çok mutlu ediyor. Evimin sokağına girdiğimde saatimin titremesini ve 10 km bildirimini verdiğini görmeyi çok seviyorum. Maraton koşamıyorum belki ama bu kadarı beni çok mutlu ediyor. Son iki kilometreyi çok yorularak koşsam da zihnimin bırakmayacağıma ikna olmasını ve bedenimin buna uyum sağlamasını çok seviyorum. Koşum bittikten sonra hissettiğim rahatlama hissini çok ama çok seviyorum. 

Bu arada izlediğim dizi buram buram yalnızlık ve hüzün temalı. Çok net işlenmiş bir ait olamama hissi de var. İzlerken bazı sahnelerde kendimi görüyorum. Okuduğum kitapta hüzünlü hissettiriyor. Neden böyle üst üste geldi bilmiyorum. Halbuki bu kadar hüzünlü bile hissetmiyorum. Beni bu aralar hüzünlü hissettiren şey özlem duygusu. Ara sıra annemin yokluk bilincinden çıkamamasına da hüzünleniyorum. Evlerin içi soğumuş olmasına rağmen hala soba yada klima için erken diyor. Üşüyen insana saygısı olmamasına çok üzülüyorum. Sağlığımızı düşünmek yerine elektrik faturasının derdine düşmesine çok hüzünleniyorum. Yılbaşında elektriğe zam gelecek diye babamın ona destek olmamızı beklemesine üzülüyorum. Herkesi böyle manipüle etmeye çalışmasına üzülüyorum. Diğer kızının ona asla destek olmayacağını kabullenmemesine üzülüyorum. Beni yıllarca sömürmesine evde en az masrafı olan ben olmama rağmen en çok masraflı çocuğu benmişim gibi davranmasına ve benimde ilklerde bunu fark etmemiş olmama üzülüyorum. Çalışınca evi akşamdan akşama kullanmama rağmen benden sürekli destek beklerdi meğerse tek derdi kendisinin bolluk içinde yaşayıp diğer herkesi kısıtlama isteğiymiş. Destek gördüğü zamanlar bunun karşılığını anneme hiçbir zaman vermedi. Durumu müsaitken bile hep param yok sıkışığım dedi ve herkesi kandırdı. Geçte olsa annem her şeyin farkına vardı ancak yıllarca işittiği param yoklar onun hala kıtlık bilincinde kalmasına sebep oldu. Aslında artık umursamıyorum annemin babamın eksikliklerini tamamlamaya çalışmayı bıraktım. Kendime ait kısıtlanmadığım bir hayat için emek harcıyorum ve emeklerimin karşılığını aldığımı göreceğimi de biliyorum.  Ne diyebilirim ki hayat başkasına canını sıkmak için çok kısa. Sevdiğim adamla beraber mutlu olmak istiyorum. 

Alıntı: -Biliyor musun insanları öldürüyorum Portuga.

             Bunu nasıl yapıyorsun Zeze?

           -Onları unutarak. (Şeker Portakalı)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Daha iyiyim

Değiştim mi Eksildim mi?

Temmuza Girerken