İçten

    Günün en sevdiğim saatleri kahvemi içerken kitabımı okuduğum anlar. Kendime ayırdığım zamanın bölünmesine tahammülü olmayan bir insanım. Bu sabah sporumu yapıp duşumu aldıktan sonra kendimle baş başa en sevdiğim saatleri geçirirken kulağıma bir çocuğun yürekten baba ve dede diyen sesi çalındı. O an bu sesleri dinlerken bu ana şahit olduğum için çok şanslı olduğumu düşündüm. Gözlerim doldu. Bir çocuğun hayatlarımıza bu kadar neşe saçması beni çok duygulandırdı. Bana Canan değil de Caca dediğini duyduğum an kadar mutlu oldum. Ben spordan önce ısınırken avluda yanıma gelip benimle beraber ayaklarını kaldırmaya çalışması beni her seferinde çok güldürüp motive etti. Bir çocuk gerçekten de dünya demek. Dilerim ki sımsıcak gülüşü kadar güzel bir ömrü olsun.

Dün neden bir işe yaramak zorundayım diye sorgularken bugün okuduğum kitapta bunun toplumsal algıdan kaynaklı bize işlenen bir baskı olduğu yazıyordu. Devletin iş imkanları yaratmak yerine geçimimizi sağlamaya yönelik olanaklar yaratmasından bahsediliyordu. Yazılanlar adeta kafamdaki sorulara cevap oldu. Çalışmak zorundaymışım hissi ailemden ve toplumdan gelen bir baskı aslında. Daha sonraları bunu düşündüğümde başkasının fikrinden bağımsız olarak gerçekten yararlı olmak istediğime karar verdim. Mutlu olmanın en kolay yollarından biri de başkasına yardımcı olup onun mutlu olduğuna şahit olmak değil mi? Ayrıca zekamı aktif tutmanın da bir zararı olmaz diye düşünüyorum :)

 Bloguma içerik olması amacıyla her okuduğum kitabı yorumlasam mı? Aslında uzun süredir aklımda bu fikir ama tiktokta yorumlayanların çoğunun fikri bana uymadığı için benden görüp yada yazdıklarımı okuyarak alacak kişilerin yanlış fikre kapılmasını istemiyorum. Şahsen 500 tl verip aldığım kitap beklentilerimi karşılamadığında üzülüyorum. Sanırım bu fikir üzerine biraz daha düşüneceğim. Keyifli hafta sonları.

    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Daha iyiyim

Değiştim mi Eksildim mi?

Temmuza Girerken