Kayıtlar

Herkes ölür umarım

Koşmayı spor yapmayı ve hareket etmeyi özledim. Tembellik bağımlı olduğunuzu şeyi bırakmak kadar zor bir şey. Üzerinize yapışırsa kurtulmanız çok zor olur. Kafam çok dolu. Çok huzursuzum. Kendimi oyalamaya çalışırken stresli ve tembel hissediyorum. Diz kapağım çok daha iyi. Sanırım hafta sonu tekrar spora devam edeceğim. Uyku düzenim çok bok. Göz altlarım içler acısı. İkinci kahveyi içsem de içmesem de uykusuzluk yakama yapışırsa bırakmıyor. Kendimi günlerce su verdiği belirli saatlerde güneşe çıkardığı bitkisi her şeye bütün emeklerine rağmen ölmüş biri gibi hissediyorum. Durum sanki içler acısı... Kendimi yıllardır bir çıkış yolu arıyor da bulamıyormuşum bütün kapılar kapalı gibi hissediyorum. Kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. Nerden bakarsam bakayım yardım görmeden bir şeyler yapmak hala zor geliyor. En kötüsü yalnız olmak istemiyorum. Konu kendim değil. Kendimle zaten çok iyi anlaşıyoruz. Yalnız kalmaktan sıkıldım ama. Tapılırcasına sevilmek istiyorum. Çok güzel sevilmek i...

Çok Kötü Hissediyorum

Bu sabah kendimi çok kötü hissederken belki daha iyi hissederim dışarı çıkmak iyi gelir diye koşmaya çıktım. Hiçte öyle olmadı. Ayağım takıldı ve düştüm. Başka zaman olsaydı belki de kalkıp yoluma devam ederdim ama diz kapağım o kadar çok ağırdı ki hemen çirkinime yazdım o da beni aradı. O gelene kadar ben düştüğüm yerde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Bir süre sonra terim soğuyunca üşüdüğüm için de ağlamaya devam ettim. Sadece ayağıma değil ağrıyan ruhuma da ağladım. Kendimi o kadar kötü hissediyorum ki sabahları uyanmak ve yataktan kalkmak istemiyorum. Ödeme planlarımız dahil hiçbir anlamda iyi bir şey olmadığı için bu sıralar beni motive eden hiçbir şey yok. Halbuki kutlama yapmak için bir sürü sebebimiz varken yapmıyor olmak var olan mutsuzluğumuza ateş ekliyor. Çirkin beyefendi de hasta ve ben yabancılaştığımızı hissediyorum. Çok basit verdiği sözleri bile tutmadığı için hiçbir anlamda olumlu bir şey yaşayamıyoruz. Yemeğe çıkmak sinemaya gitmek kadar basit şeyleri bile artık ya...

Acı Yaşanmayı Talep Eder

 Anneme acının yaşanması gerektiğini hiç öğretmemişler annem de bunu öğrenememiş. İçine atıp yola devam etmesinin daha doğru olduğunu düşündüğünden hayatı boyunca öyle yapmış ve şu an hastalık hastası. Kendisi bunun doğru olduğuna inandığı için benim de acımı yaşamadan hemen kalkıp yola devam etmem gerektiğini söyledi. Sanıyor ki bir kaç gün üzgün ve mutsuz olursam hasta olacağım. Ona acımı yaşamazsam onun gibi hasta olacağımı söyledim sanki üzgün değilmişim gibi yapıp savaşmaya devam edersem yolun yarısında bırakırım. Kendime üzülmek için zaman tanımam lazım. Şu an bulunduğumuz zamanda savaş robotları gibi hiç durmadan çalışmamız ve savaşmamız bekleniyor farkındayım zaten bu da köleleştirme sisteminin bir parçası ancak üzgünken bunu yapamam. Hı daha önce denemedim mi? Elbette ki denedim sonu hep hüsran oldu. O yüzden biraz zamana ihtiyacım var.  Sinirliyken, mutluyken, heyecanlıyken çok güzel koşarım ancak üzgünken koşmaya başlayacak gücü bile bulamam çoğu zaman. Dün koşu pla...

İçimdekiler

 Sanki hıçkıra hıçkıra ağlamadığım için içimdeki acı ve hayal kırıklığı geçmiyor gibi. Çok üzgünüm. Hissettiğim hüznü çoktan daha yeterli gelecek bir sıfatla anlatabilmek isterdim. Böyle sokağın ortasına diz çöküp bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Hiç kimsenin beni tanımadığı bir yere gidip yaşamaya yeniden başlamak istiyorum. İsteyipte yapamadığım sabredipte sahip olamadığım her şey için hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Stresten uyuyamadığım her gece için sadece ağlamak istiyorum. Yalnızlığıma, beş parasızlığıma evden çıkınca sohbet edip rahatlayacak kimsem olmamasına bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Her şeyi tek başıma yapıyor olmama, konuşmayı sohbet etmeyi bu kadar severken susmak zorunda oluşuma sadece ağlamak istiyorum. Her şeyin neden bu kadar zor olduğunu bilmiyorken buna rağmen bitmeyen bir çabayla yaşamaya çalışmama hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Yerimde durarak hayatta ilerleyemeceğimi bildiğim için sürekli emekleyerekte olsa hareket etmeme ve bu hareketin bazen can...

Sanki...

  Sanki hıçkıra hıçkıra ağlarsam içimdeki acı su gibi akacak gibi sanki yeteri kadar ağlarsam sesim yağmur ve fırtına da duyulabilir gibi yeteri kadar ağlarsam ağrım hafifleyecek gibi sanki ağlarsam biri konuşmasam da beni anlayabilir gibi ve gerçekten sanki yeteri kadar hıçkıra hıçkıra ağlarsam hayal kırıklıklarım bitecek gibi...

Çok garip

 Çok garip yazmak istediğim söylemek istediğim çok şey var da sanki daha önce defalarca yazmışım ve  söylemişim gibi hissediyorum. Kendimi mi tekrar ediyorum? Yoksa yaşanan olaylara ve durumlara tepkim aynı diye mi bana öyle geliyor. Çok büyüdüm gibi hissediyorum. Umarım bu düşüncem kibir değildir. Sanki artık söylenenin arkasındaki şeyleri de duyuyormuşum gibi geliyor. Ya da sadece çirkinimi daha iyi anlıyorum diye gereksiz bir havaya kapılıyorum. Yapmamız gereken şeyler lüksmüş gibi gösteriliyor artık. Yıl 2025 ve kibar nazik bir insan olmak lüksmüş gibi yansıtılıyor. Benim de çirkinimi anlayıp saygı ve anlayış göstermem olması gereken değil mi? Bugün işte çok gergindi diye yanına gelmemi istemedi. Benden rahatsız olacağı için değil gerginliğini bana yansıtıp beni üzmemek için. Bunu anlayabildiğimden ziyade bana kendisini anlatabildiği için mutlu oldum. Daha doğrusu bunu böyle bilecek kadar onu tanıdığım için ve onu tanıdığıma ve anlayış göstereceğime olan güveni bana duyduğ...

Alıntılar ve Yorumlar

 "Hayat kitabımızı, hayal kırıklığı ve umudun mürekkebine banarak yazıyoruz, bu yüzden olsa gerek, sayfaları rengarenk."  (Kemal Sayar) Bugün unutmak istemediğim ve etkilendiğim satırları sayfama ekleyerek yazıma devam edeceğim. Herkesin mutsuz olduğu bu zamanda bende olurda umutsuzluğa düşersem hatırlamak isterim diye. Einstein'a sormuşlar Tanrıya inanmıyor musun? Spinoza'nın Tanrısına inanıyorum demiş. Spinoza'nın Tanrısı yada doğasına göre Tanrı şöyle derdi: Dua etmeyi ve boşuna göğsüne yumruk atmayı bırak! Yapmanı istediğim tek şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarmandır. Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum. Kendi inşa ettiğin tapınaklara gitmeyi de bırak. Onların benim evim olduğunu söylüyorsun! Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda ve senin kalbindedir. Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak; çünkü ben sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkar olduğunu yada cins...