Kayıtlar

Uzun bir ara

 Bu aralar çok sık yazmıyorum. Günlerim yoğun dolu ve yorucu geçiyor. Sürekli aynı tempo ve düzende devam ederken söyleyecek bir şeyim de olmuyor açıkçası. Bu aralar hayatı fazla ciddiye almayıp kendime odaklanmayı seçtiğim için hayal kırıklıklarım yok. Bu satırları yazıp devam etmeden sayfayı kapatalı 13 gün oldu şimdi yeniden buradayım. Geçtiğimiz günlerde My dearest adı bir diziyi bitirdim. Çok uzun zamandır listemde olan ama izlemeyi ertelediğim bir diziydi. Hiç bu kadar acıklı olabileceğini düşünmemiştim izlerken sürekli gözyaşlarım aktı. Hayatım boyunca unutamayacağım bir cümlesi oldu başrolün. "Açan çiçeklerin sesini duyuyorum."  Adam kadını görür görmez aşık oluyor ve onu gördüğünde esen rüzgarla beraber açan çiçeklerin sesini duyduğunu tarif ediyordu. İnanılmazdı o kadar etkilenmiştim ki sevginin bir çok etkileyici tanımı ve benzetmesini duyup okumama rağmen nedense bu benzetme çok kalbime dokundu. Bunu hiç unutmamak için günlerdir yazmayı ertelediğim satırlarıma dev...

Ne Gerek Vardı?

Saat 21:16  Şu an başım çatlıyor. Sabah hastaneye bir umutla gidip elim bomboş döndüm o kadar çok sinirlenip içerledim ki eve ağlaya ağlaya döndüm. Neye bu kadar emek veriyorum diye sorguladım. Bir daha hiçbir şeyi olması gerektiğinden fazla ciddiye almayacağımı içimden kendime söyleye söyleye ağladım. Muhtemelen çözümü olan bir rahatsızlık için bu kadar ağlarken tedavisi olmayan hastalığa yakalananlar ne hissediyor diye düşündüm. Dudağımda uçuk çıktı. Ne zaman içimden sinirimi atamasam uçuk çıkar hemen dudağımda. Vücudum bir şekilde içimde kalmışlıklara tepki verir. Son zamanlarda çok sorguluyorum kendimi. Neden bu kadar üzüldün Canan diye? Yazık değil mi sana bu kadar üzdün kendini. Çıkmadık candan umut kesilmez ama sen sürekli kendini kahrettin. Haklıyım ya da haksızım ne gerek vardı bu kadar üzülmeye? İnsanın beyninde serotonin azalınca ölümü daha çok düşünürmüş. Bu kadar mı mutsuzsun? Bu kadar neden kendini kahrettin?. Yaşarken olmuyor biliyorum ama uykusuz gecelerime çarpıntı...

İstemediğimi Fark ettim

17.02.2026  Kpps kitapları aldım test çözmek için.  Aslında ayın başında ders çalışmaya başlama planım vardı ancak trendyolda satıcı olmakla uğraştığım için yapamadım. Bugün ikinci kez kitabı elime alınca fark ettim ki anlamaya çalışmak ya da öğrenmek ya da hatırlamak istemiyorum. Bu duyguyla savaşmak yerine kitabı elimden bıraktım ve işte şu an buradayım. Bu satırları yazıyorum. Ders çalışmak okumak benim için hiçbir zaman kolay olmadı. Yeteri kadar desteğim kitabım ya da maddi gücüm olmadığı için hep zoraki öğrenip okudum. Bunu zorla yapıp başardıktan sonra içimde hiçbir zaman bir coşku ya da gurur olmadı. Ben de çoğu yaşıtım gibi üniversiteye gitmek bütlere kalmak yada arkadaşlarımla ders notları paylaşmak istedim. Şu an 4 yıllık üniversite mezunuyum ve bu seviyeye gelene kadar o kadar zorlandım ki bu zorlamalarımın bir karşılığı olsun istiyorum. Zorlanmaya devam etmek istemiyorum. Mesela ben neden 31 yaşında Kpss ile uğraşıyorum? Maksimum 24 yaşında 4 yıllık üniversite mez...

Elimden Bir şey Gelmiyor

Alıntı: - Ben nasıl oldu da böyle bir yaşantıya tahammül edebildim düşüncesiyle ürperiverirsin. ( Haruki Murakami) Bugün üzgün umutsuz ve karanlık hissediyorum. Sabah açan güneşle koşuya çıkmaya karar vermiştim ancak gidecek gücü bulamadan hava kapandı. Şu an her yer gri ve bulutlu. Gidecek gücü kendimde bulamadım. Bende zorlamadım. Yarının daha açık olmasını umut edip koşumu yarına erteledim. Ruhen yorgun hissediyorum. Beni hayal kırıklığına uğratan insanları bende hayal kırıklığına uğrattım ve nedenini asla anlamadılar. Kimse kendisinde kusur görmediği için herkes kendi başına geleni başkasının kötülüğü sanıyor. En başındaydı hayal kırıklıkları. En başındaydı düzeltemediğimiz kusurlarımız. En başında oluştu güven problemleri. Hiçbirini aşamadık.  İki gün önce 3 yıl önceki depremin yıldönümüydü. Buna rağmen kimse hatırlayıp sevdiklerine sarılmadı. Kimse koşarak yanıma gelmedi. Ya da çağırdığım insanı hiç ihtiyacım olduğumda yakınımda bulamadım. İnsanlar kendisinin istediği şeyleri...

Kısır Döngü

 Gökler usul usul ağladı dünden bugüne. Hani ne kadar sinir krizi geçirseniz de kimse anlamaz ya halinizden usul usul ağlamaya başlarsınız. Haykırınca anlaşılmayan sesinizi usulca içinize gömersiniz. Gökler de kopan fırtınadan sonra sesleri duyulmayınca usulca yağmur yağdırdı. Ama uzun uzun... Sanki durmayacakmış gibi. Sanki o kadar çoktu ki içindekiler bitmeyecekmişçesine yağmur yağdı. Ne kadar acı ne kadar ağlarsam ağlayayım içimdeki öfke hüzün geçmiyor bitmiyor. Bu zamana kadar her şeyi kendim yaptım. Yapmak istediğim için değil yapmam gerektiği için. Karşılığında ne bir alkış ne bir övgü görmedim. Sanki hep bunlar normalmiş gibi davranıldı. Bu kadar çaba bu kadar serzeniş bu kadar yaşam savaşı normalmiş gibi. Kimse yaşamak için bu kadar çabanın gerekmediğini söylemedi. Yaşamak ne zaman hangi zaman da bir savaşa dönüştü? Her şey tam olarak ne zaman bu kadar zorlaştı? Ters giden neydi ya da ne zaman ters gitmeye başladı? Artık iş ilanlarına bakmak istemiyorum. İnancım mı hevesim ...

Gökler haykırdı

 Hayatta yapmak istediğim şeyler gitmek istediğim yerler ve olmak istediğim kişilikler var. Ölürsem diye değil sadece yapmak istediğim gitmek istediğim ve olmak istediğim için. Canlı dinlemek istediğim senfoniler duymak istediğim piyano sesleri var. Bir gün ölür de dinleyemezsem duyamazsam diye değil sadece istediğim için. Görmek istediğim yerler izlemek istediğim manzaralar var. Bir gün gözlerimi temelli kapatacağım diye değil sadece istediğim için. Henüz gönlümce yaşamadım bu hissettiğim telaş ya yaşayamazsam diye değil yaşamak istediğim için. Henüz yeteri kadar gülmedim yeteri kadar da ağlamadım. Ölür de yapamazsam diye değil henüz genç olduğum için. Hala yapacak zamanım olacağı için. Öğrenmek istediğim  denemek istediğim şeyler var  bu hissettiğim telaş ya ölür de deneyemezsem diye değil yapmak istediğim için. Henüz sahil kenarında hiç koşmadım bu hissettiğim eksiklik bir gün koşamadan ölürsem diye değil sadece dalgalar sahile vururken koşmak istediğim için. Henüz yet...

Farklı Bir Şey Yok

Diz kapağım iyileşti evde spora başlasam da hava şartları korkunç olduğu için bugüne kadar koşuya çıkamadım. 12 gündür koşmuyor olmak haliyle beni yordu ve parmağımın altı su toplayıp acıyınca koşumu bitirmeden kendimi zorlamadan dolmuşa binip eve döndüm. O tanıdık his bile beni rahatlattı. 10 kilometre koşamadığım için üzülmedim. Sadece çıkıp çabaladığım için mutlu oldum. Hava güneşliydi ve güneş görmek beni çok mutlu etti.  İnternetten satış yapmayı ve küçükte olsa bir dükkan açmayı planladığım için bu aralar günlerim yoğun geçiyor. Genel olarak ruh halimde ekstra bir olumlu değişim yok ama iyi olmamam çabalamama engel değil. 35 yaşına kadar hayatımda maddi kazançla ilgili bütün problemleri çözmeyi hedefliyorum.  Günlerdir yazmamamın sebebi yazmak istediğim ya da ifade etmek istediğim farklı bir duygu olmaması. Mesela bütün söyleyeceklerim şu an bu kadar...